Kuş uçmaz, kervan geçmez bir yerdeki dükkânın birinde...


Sahiden de şu husus hayret vericidir ki, binlerce yıldır kısa öykü yazılıyor olmasına rağmen - her ne kadar bazı köy kurnazı, işportacı kılıklı yayıncılar kısa öyküyü kendileri daha bir iki sene evvel keşfetmişler, saklandıkları dahası ensesinden yakaladıkları gibi insan içine çıkartmışlar misali davranma aymazlığı göstererek elaleme cahil muamelesi çektiklerini sansalar da; okuyucular enayi dümbeleği olmadıkları ve şuurlarına borazancıbaşı edalı yayıncılar kadar ilgisiz kalmadıkları için kısa öykünün vesayetini onlara bırakmamakta, dahası kuru sıkı palavrayı yememekte, karınları tok sırtları pek biçimde buncağızların düştüğü hallere kıs kıs gülmektedirler - 
(Neyse dağıtmayalım daha fazla)
Hayret vericidir ki hiçbir kısa öyküde tekin isimli bir baş karakter kullanılmamıştır. Bu yüzden o isimdeki bir baş karakter kulanılıncaya kadar kısa öykü Tekin'sizdir.





(Victoria'yı görüyor ve tedbirimizi arttırıyoruz)




Bugün en büyük sırrımı aldım ve Ebay'de açık arttırmaya verdim.
Matthew Ferguson





O Esnada "TÜRKÂN SULTAN YARATICI NAZARLIK" Ayölyesinde






Televizyon gerçekleri mi gösteriyor?
Bizimki gibi ülkelerde, televizyon birilerinin gerçek olmasını istediği şeyleri gösterir ve televizyonda gösterilmeyen hiçbir şey gerçekleşmez.
Televizyon bizleri yalnızlıktan ve gecenin karanlığından kurtaran en son ışıltıdır. Tek gerçek budur.

Yaşam bir gösteridir. Kurulu düzen, uslu duranlara gösteriyi rahat seyretmeleri için önlerde rahat bir koltuk vaad eder.

Eduardo Galeano, Kucaklaşmanın Kitabı'ndan